BOŞANMALARDA MAL PAYLAŞIMI

Boşanma davasında mal paylaşımı yapılırken taraflar arasındaki ortaklığın niteliği, boşanma davalarının ve mal paylaşımı davalarının konusu olmaktadır. Buna göre eşlerin tabi oldukları yasal mal rejimi doğrultusunda boşanma sürecinde mal paylaşımı yapılır.

4721 sayılı Medeni Kanun eşler arasındaki bu ekonomik ortaklığı dört farklı mal rejimi olarak ifade etmektedir. Buna göre boşanma sürecinde mal paylaşımı yapılırken, mal ortaklığı rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimi, mal ayrılığı rejimi, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi arasından eşlerin hangi mal rejimine tabi oldukları belirlenip bu doğrultuda mal paylaşımı yapılmaktadır.

Eşler evlenirken yukarıda saymış olduğumuz dört ayrı mal rejiminden birisini seçebilecekleri gibi, kendi aralarında mal rejimi sözleşmesi de yapabilmektedirler.

Eşler evlenmeden önce ya da evlilik gerçekleştikten sonra mal rejimi seçebilirler. Taraflar arasında mal rejimi seçilirken hazırlanacak olan sözleşmeye mal rejimi sözleşmesi adı verilir. Mal rejimi sözleşmesi iki tarafında katılımı ve imzası ile olmaktadır.

2002 yılında yürürlüğe giren yeni Medeni Kanunu’na göre eşlerin evlenirken herhangi bir mal rejimini seçmemeleri durumunda yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimi olmaktadır.

Boşanmada mal paylaşımı 2002 yılından önceki evliliklerde eşlerin herhangi bir mal rejimi seçmemiş olmaları durumunda, 2002 yılına kadar alınmış olan mallar mal ayrılığı rejimine tabi olurken, 2002 yılından sonra alınan mallar edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde değerlendirilir. 2002 yılından sonra ise eşler mal rejimi seçmemiş ise direkt olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.

Boşanmada tazminat kavramı

  1. Tanımı

Evlenme, aile hukukuna özgü bir sözleşmedir. Boşanma ile meydana gelen zarar sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklanan zarar olmayıp, aile müessesesinin emrettiği yükümlülüklerin ihmal ve ihlalinden kaynaklanan zarardır.

Hukukta zarar, sözleşmeye aykırılıktan veya hukuk düzeninin herkese yüklediği emirlerin ihlalinden kaynaklanmaktadır. TMK madde 174 haksız fiilin özel bir çeşidini düzenlemekte, bu haksız fiil aile birliğinin gerektirdiği vazifelerin ihmal veya ihlalinden doğmaktadır.

TMK madde 174‟e göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği gibi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini talep edebilir. 4721 sayılı Kanun ile davacının kusursuz olması koşulu kaldırılmış, davalının kusurlu olması yeterli görülmüştür. Davacının kusurunun bulunması genel hükümler gereğince, Borçlar Kanununun 42‟nci madde ve devamı hükümlerinin uygulanması sonucu tazminattan indirim ya da tazminata hiç hükmetmeme sebebi sayılacaktır.

 Iı. Hukuki Nitelik

Boşanma hukukunda zarar, haksız fiilin özel bir türü olarak karşımıza çıkar. Zarar boşanmaya sebep olan fiilden kaynaklanmakta, mevcut olan ve boşanmadan kaynaklanan bir zararın söz konusu olması gerekmekte, TMK madde 174 vasıtasıyla zararın tazmini yoluna gidilmektedir.

Doktrinde bir görüş, maddi tazminatın hukuki niteliğinin sözleşme veya haksız fiilden doğan bir tazminat olmayıp kendine özgü mahiyet taşıdığını benimsemektedir.  Oysa ki, TMK madde 174‟de düzenlenen Borçlar Kanunumuzdaki haksız fiil kurumunun özel bir şekli olup temelde kusura dayanan sorumluluk söz konusudur. Kusurun evlilik içinde meydana gelmiş olması, temelde geçerli olan sorumluluk ilkesine farklılık getirmemektedir. Esasen kusur, taraflar arasında meydana geldiği anda mevcut olan ilişki ve ortama göre değişik mahiyet taşımakta ancak doğan zararın dayandığı hukukun temel ilkelerinden taşacak ölçeğe varamamaktadır. 6 Sorumluluğun esasını kanun maddesinin ayrı olması değiştirmeyeceği gibi, hukuk sistemimizde geçerli olan sorumluluk çeşidinin özel bir düzenlemesi olabilir.

BOŞANMADA MADDİ TAZMİNAT

  1. Genel Olarak

4721 sayılı Kanunun madde 174/I hükmü, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat talep etme hakkını düzenlemektedir.

Eski Medeni Kanun madde 143 hükmüne göre, mevcut ve muntazar bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kabahatsiz karı veya kocanın, kabahatli olan taraftan münasip bir maddi tazminat talebine hakkı vardır. Bu madde hükmüne göre, davacının boşanmada kusursuz, davalının ise kusurlu olması gerekliydi. 4721 sayılı Kanunla eski düzenlemeden farklı olarak, kusuru daha az olan tarafa da maddi tazminat isteyebilme hakkı tanınmış, tamamen kusursuz olmanın mümkün olmayacağı gerçeğini kanun koyucu göz ardı etmemiştir.

Iı. Maddi Tazminatın Hukuki Niteliği, Amacı Ve Fonksiyonu

  1. Hukuki Nitelik

Boşanma halinde maddi tazminat talebinin hukuki niteliği açısından bir sözleşmenin ihlali mi yoksa bir haksız eylem olup olmadığı tartışmalı olmakla beraber, doktrinde ağır basan görüş bir haksız eylem tazminatı olduğu, 8 bir hukuki ilişkinin ihlali olduğu için nispi bir haksızlık olduğudur.

Maddi tazminat alacağı, başkasına temlik edilebilir veya zarara uğrayan kimsenin ölümü halinde mirasçılarına geçer. Talep sahibi, hakkından tümüyle veya kısmen vazgeçebilir.

  1. Amacı Ve Fonksiyonu

Boşanma halinde maddi tazminat talebinin amacı, boşanma nedeniyle kusursuz veya daha az kusurlu taraf bakımından ortaya çıkan zararları gidermektir. Boşanma sonrasında eşin bu talebi, evlilikteki hayat standardının boşanmadan sonra da devam ettirebilmesine yöneliktir.

Maddi tazminat, boşanma yüzünden meydana gelen maddi zararları karşılamaya yönelik olup, Borçlar Kanununun düzenlediği ölüme neden olma halinde yoksun kalınan destek tazminatı ve yaralanma halinde cismani zarardan doğan tazminatı matematiksel olarak hesaplama imkanı varken, boşanma halindeki maddi tazminatı hesaplama imkanı yoktur.